rokettube porno türk porno

       

Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Iki yanliş bir doğru etmez



  1. #1
    Senior Member Dökülük - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17.Mayıs.2012
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    12,164

    Iki yanliş bir doğru etmez

    SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİ ≠ SU BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ≠ BALIKÇILIK FAKÜLTESİ

    Sayısal yönden bir şişme yaşayan Türkiye üniversitelerinde bilim ve bilimsel tanımlamalarla örtüşmeyen gelişmeler sahnelenmektedir. Bunda hiç şüphesiz siyasilerin öngörüsüzlüğü, politik çıkarlar, öğretim üyelerinin nitelik sözcüğünün içeriğinden çoğu kez yoksunluğu önemli rol oynamaktadır. Diğer taraftan akademik ortamlarda evrensel anlamda bilim ile bilimci kavramının içinin boşaltılması ve siyasetten arındırılmış haliyle özgür olması gereken üniversitelerin, bu özelliğini yitirmesi de önemli etken olmuştur.

    3 Temmuz 2017 tarihinde bunun en somut örneklerinden biri daha yaşandı. İlkin bir hatırlatma yapılmasında yarar var. Aralık 2016’da Vira Dergisinde “Su Ürünleri Fakültelerinin geldiği nokta” başlıklı makalem yayımlanmıştı. Söz konusu makalenin içeriği, özetle; Su Ürünleri Bölümü ve Su Ürünleri Fakültelerinin balık bilimi, balıkçılık bilimi, deniz bilimi, göl bilimi ve hidrobiyoloji eğitimi görmeyen kişilerce etik dışı bir yaklaşımla nasıl kurulduğunu, nasıl yanlış isimlendirmeyle sahneye konulduğu üzerine idi.

    Söz konusu makalede verilen bazı bilgilendirmelerin akabinde 1983 yılında kurulan Su Ürünleri Fakültelerinin 30 yıl sonra çok yönlü çöküşe geçtiğine değindikten sonra şu satırlara yer verilmişti.

    “Neticede Su Ürünleri Fakülteleri ile ilgili balon patladı. İlkin Meslek Yüksek Okullarındaki su ürünleri eğitimi veren bölümler birer birer kapandı. Üniversiteler bünyesindeki Su Ürünleri Fakülteleri de yavaş yavaş kepenk indirme moduna girdi. Su Ürünleri Fakülteleri temelde balıkçılık eğitimi verdiklerini göz ardı ederek, bu tanımlamayı fakülte isimlendirmeleri ile mezunlarına verilen unvanlarda kullanmamayı ısrarla kendilerine ilke edindiler. Bazı fakülteler de isim değişikliği ile kendilerini yaşatma çabasına girdiler. Yanlış isimlendirme olan Su Ürünleri Fakültesi tanımlamasını Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi olarak değiştirmek suretiyle kendi durumlarını kurtarma çabasındalar. Bir kısım fakülteler ise isimlendirmelerini doğru olan Balıkçılık Fakültesi tanımlamasını kullanmamak için illa ki içerisinde su sözcüğünün geçtiği tanımlama arayışına yönelme eğilimindeler. Eğer yakında ülkemizin herhangi bir yerinde Su Ürünleri Fakültesi yerine “Su Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi” adı altında isim değişikliğini görürseniz hiç şaşırmayınız. Böylelikle evrensel terminolojiyle örtüşmeyen Su Ürünleri Fakültesi tanımlamasındaki komedi yeni bir komedi uygulamasıyla sürdürülmek istenebileceği durumu ortaya çıkabilir. Ancak bu bağlamda hidrolojinin yani su biliminin yeryüzündeki ya da yeraltı su örtüsünü inceleyen bilim dalı olduğunu anımsatmada yarar vardır.

    Ülkemizde evrensel tanımlamayla örtüşen donanımlı akademisyen konusunda büyük oranda sıkıntı yaşanıyorsa, öğrencilerine en ileri düzeyde hem bilgi hem de uygulamaya yönelik eğitim veremiyorsan fakülte adını ister balıkçılık, ister su ürünleri, ister denizcilik koy değişen bir şey olmaz. Olan ise dört yıl süreyle binbir umutla okuyan, mezuniyet sonrası büyük çoğunluğu kendi alanlarında yer bulamayan ve hayal kırıklığı yaşayan gençlere oluyor.

    Üniversiteler gecekondu kuruluşları değildir ve olmamalıdır. Ama Türkiye bu olumsuzluğu yaşamıştır ve yaşamağa da devam etmektedir. Prematüre fakülteler konusunda Türkiye uzmanlaşmıştır. Bu nedenle ilkin şu sorulara cevap aramalıyız ve bulmalıyız.

    Meslek Yüksek Okullarındaki su ürünleri eğitimine neden son verildi.

    Su Ürünleri Fakülteleri neden kepenk indirme konumuna erişti.

    Su Ürünleri Fakülteleri neden isim değiştirme gereksinimi duymaya başladı.

    Su Ürünleri Fakültelerinin verdiği mühendis unvanı neden bir işe yaramadı.

    Su Ürünleri Fakültelerine kayıt yaptıran öğrenci sayısı, neden trajik şekilde fakültelerin toplam öğretim üyesi sayısının çok altında kaldı.

    Bir mekân bir dekan felsefesi günümüzde neden iflas etti.

    Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) ve Türkiye bu nedenlerin cevabını aramak ve bulmak zorundadır. Sonrasında da hidrobiyoloji-balıkçılık biyolojisi- deniz ve göl bilimi eğitiminin ülke gereksinimine göre gelişmiş ülke uygulamalarına eşdeğer hale getirilmelidir(1)

    Temmuz 2017’deki gelişme


    Yukarıdaki makalenin yayımlanmasından 7 ay sonra Bakanlar Kurulunun Kararı gündeme oturdu. Bazı yükseköğrenim kurumlarına bağlı olarak enstitü ve fakültelerin kurulması, kapatılması ve adlarının değiştirilmesi kararı 3 Temmuz 2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazetede yayımlandı. Buna göre 13/03/2017 tarihli ve 2017/10332 sayılı Kararnamenin eki, Karar madde 2/2’de “İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Su Ürünleri Fakültesinin adı Su Bilimleri Fakültesi olarak değiştirilmiştir” ibaresi yer aldı. Böylelikle evrensel tanımlamayla örtüşmeyen ve bilim dışı bir isimlendirme olan Su Ürünleri Fakültesi tanımlaması bu kere Su Bilimleri Fakültesi olarak yine yanlış tanımlama ile tarihteki yerini kaptı.

    Bu gelişme Su Bilimleri Fakültesi Dekanı tarafından facebook aracılığı ile duyuruldu. Bunun üzerine takipçilerin büyük çoğunluğu oluşan yeni durum nedeniyle Dekan beyi kutladılar ve pozitif temenniler karşılıklı olarak teati edildi.

    Oysa balıkçılık yerine yanlış bir isimlendirme olan ve 1971 yılında Su Ürünleri Kanunu tanımlaması ile toplumuzda, yönetimlerde ve akademik ortamda kök salan su ürünleri sözcüğü, bu kere aradan 45-46 yıl geçtikten sonra yine yanlış bir tanımlama ile bu kere Su Bilimleri Fakültesi tanımlaması ile sahnede yerini aldı. Oysa sayısız yanlışın bir doğru etmeyeceğinin bilinmesine rağmen bu gerçekleştirildi. Dünyadaki tüm ülkelerin kullandığı balıkçılık sözcüğünü ısrarla kullanmama çoğu akademisyende bir takıntı haline gelince ortaya böylesine trajikomik bir tablo çıkmakta. İşin en enteresan ve şaşırtıcı tarafı bunun üniversal bir çatı altında gerçekleştirilmiş olmasıdır.

    Laleli’deki akademisyenlerin yanlışlığı


    Balıkçılık yerine su bilimi veya su bilimleri tanımlaması kullanılabilir mi? Bir de bunu masaya yatıralım. Bilimci, gerçeği elde etme konusunda yargılayıcıdır, sorgulayıcıdır. Çünkü işin doğrusunu ortaya koymak bilimcinin asli yükümlülüğüdür. İstanbul Üniversitesi Su ürünleri Fakültesi bünyesinde 60’ın üzerinde öğretim üyesi bulunmaktadır. Nasıl oluyor da bunca öğretim üyesi bu yanlışlığı bile bile kabullendiler. Akıllara ziyan.

    Bu gelişme karşısında bir tıp bilimcisi olan N. Ö, Büken’in 2006 yılında derleme özelliğindeki bir makalesinde vurguladığı hususlar hemen akla gelmekte. “Günümüzde ülkemiz yükseköğretiminin en temel sorunlarından biri, kimi üniversitelerimiz dışında, bilimci yetiştirme ve kimlerin üniversitelerde bilimsel bilgi üreteceğini belirleme konusunda ciddi ölçütlerimizin olmamasıdır. Bilimin ülkemizde istenilen şekilde yeşerememesinin temelinde akademisyenlik bilincinin olmaması; bilim felsefesi, bilim kültürü ve bilim tarihi bilincinin ve bilgisinin yetersizliği rol oynamaktadır. Dünyanın başka hiçbir ülkesinde görülmeyen şekilde, üniversiteler kimi ideolojik-siyasi-idari güç odaklarının elinde onların çiftliği gibi yönetilmektedir. Üniversite kavramı yeterince tanımlanmadığı için üniversitelerin diğer okullardan farkının ne olduğu, üniversitelerde artı değerin ne olduğu, bu kurumlarda nelerin öğretildiği, bu kurumlara kimlerin öğrenci olarak kabul edilebileceği, kimlerin hoca olabileceği veya hocaların niteliğinin nasıl olması gerektiği şeklindeki soruların cevapları tam olarak verilememektedir.

    Öğretim üyesi, hepimizin kabul edeceği gibi aydınlanmış, geniş bilgili, görgülü, ufku geniş, toplumun gelişme dinamiklerini yaratan, topluma öncülük eden ve o toplumun beyin takımını oluşturan kişidir.

    Bu anlamda yetişmiş aydın kimlikli bilimci veya öğretim üyesi, içinde yaşadığı toplumun veya daha geniş anlamda dünyanın sorunlarını izlemek, tahlil etmek ve bilimsel bakış açısı içerisinde kendi görüşlerini oluşturmak durumundadır(2)

    Türkiye’nin en büyük noksanlığı buradadır. İstanbul Üniversitesi bünyesindeki Su Bilimleri Fakültesi isimlendirmesinin ortaya koyduğu durum bunun son örneği olmuştur.

    İsimlendirmenin analizi


    Subilimin evrensel tanımlaması “hidroloji” (hydrology) sözcüğüdür. Subilimin genel tanımlaması şu şekildedir. “Yer küresinde bulunan suların oluşumunu, dolaşımını (çevrimini), dağılımını, fiziksel ve kimyasal özelliklerini ve çevre ile karşılıklı ilişkilerini inceleyen temel ve uygulamalı bilim dalı.”

    Bir coğrafya terimi olarak subilim “Suların, fiziksel, kimyasal özelliklerini, dağılımlarına ilişkin olay ve yasaları, özellikle de yeraltı su kaynaklarını inceleyen bilim” olduğudur. Hekimlik açısından ise subilim “Mineralli içme sularının/maden sularının iyileştirici niteliklerinin incelenmesidir".

    F. Bingel’e göre subilim (hidroloji); suların dağılımı, döngüleri, özellikleri ve etkilerinin yüzeyde, yüzey altında ve atmosferde incelenmesidir(3).

    Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü-Teknik Sözlükler bildiriminde ise subilim yani hidroloji daha detaylı olarak tarif edilmektedir. “Hidroloji; Yerkürede toprak yüzeylerinin altında ve üstünde bulunan sularla, bu suların zaman ve mekân içerisindeki oluşumları, dolaşımları, biyolojik, kimyasal ve fiziksel özellikleri ile yaşayan canlılarla olan ilişkileri de içinde olmak üzere çevreye gösterdikleri reaksiyonları inceleyen bilim. Diğer tanımlamayla yer kürenin karasal alanlarındaki su kaynaklarının tüketimi ve yenilenmesine hükmeden süreçleri inceleyen ve hidrolojik çevrimin değişik aşamalarını ele alan bilimdir(4)

    Tüm bu tarifler subilimi/hidroloji tanımlamasının hiçbir şekilde İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi (doğrusu Balıkçılık Fakültesi) tanımlamasının eşdeğeri olmadığını açık bir biçimde gözler önüne sermektedir. Diğer taraftan isim değişikliğini gündeme taşıyan fakülte yönetiminin balıkçılık sözcüğünün kullanılmaması adına iyice batmış olduğudur. Oluşturulan isim değişikliği nedeniyle insanın aklına fakültenin hali hazır eğitim konumu itibariyle bazı sorular da takılmıyor değil.

    Örneğin; Yeni isimlendirme nedeniyle; hidrolojinin/subiliminin fakültede verilmekte olan balık hastalıkları ile bağlantısı ne şekilde ortaya konulacaktır.

    Hidrolojinin/subiliminin balıkçılık tekniği daha açık tanımlamayla avlama yöntemleri ile uzaktan yakından nasıl bağlantılı olduğu açıklanabilecektir.

    Hidrolojinin/subiliminin işleme teknolojisi ile uzaktan yakından ilgisi nasıl belirlenebilecektir.

    Tüm bunlar fakülte isimlendirmesinin bilimsel açıdan verilen balıkçılık eğitimi ile son derece zayıf ilişkili olduğunun somut göstergesidir. Oysa akademik ortamlar açmaz bir tanımlamayı daha da açmaz bir tanımlama ile sürdürme yeri değildir. Ne var ki sürtüşmeyi kızıştıracak bir atmosferin temelleri de atılmıştır. Oysa üniversal bir yapı içerisinde böylesine kısır döngülerin yeri yoktur ve olmamalıdır.

    Son söz


    Sonuç olarak 3 Temmuz 2017 tarihinde İstanbul Üniversitesi bünyesinde nur topu gibi bir çocuğumuz dünyaya geldi. Bu çocuğun ebeveynlerinin “Su Ürünleri Fakültesinin” “Balıkçılık Fakültesi” olarak tanımlamasından özellikle imtina eden öğretim üyeleri olduğudur. Öğretim üyeleri tanımlaması özellikle burada tercih edildi. Çünkü bu yapılan uygulama bilim ve bilimci kavramı ile hiç örtüşmemektedir. Bilim yuvası olması gereken akademik ortam sıradanlaşmakta ve bilim-bilimci kavramının paspas edildiği ve içinin boşaltıldığı yer konumuna dönüştürülmekte.

    Genç ve orta yaş akademisyen kuşağının bilimsel ilerleme için daha uygar, daha yapıcı ve bilimsel gerçeklere daha sıkı sıkıya bağlanması gerekirdi, ama bu gerekmiyormuş. Oysa bilimci gerçekçidir, bilimci sapmak kelimesinden kendini arındırandır. Öğretim üyelerinin bilimci olmak ellerinde olup, onların tercih meselesidir.

    Burada bir husus yanlış anlaşılmamalıdır. Su Bilimi diye bir kavram vardır. Bununla ilgili bağımsız eğitimde vardır. Bu eğitim programının içeriği ve detayları da bellidir. Örneğin; İngiltere’deki Cranfield Üniversitesi bünyesindeki Su Bilimleri Enstitüsü (Cranfield University–Water Sciences Institute) gibi(5). Hatta Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) bünyesinde bile Su Bilimleri Birimi vardır(6). Bu iki kuruluştaki Su Bilimleri içerik açısından incelendiğinde bunun balıkçılık eğitimi ile uzaktan yakından hiçbir ilgisinin olmadığı görülür.

    İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinde aslında kendimize özgü bir balıkçılık eğitimi verilmektedir. Geçen süreçte Su Ürünleri Fakültelerinin toplum ve özellikle genç kuşak üzerinde verilen mühendis unvanına rağmen cazibesini yitirdiği bilinen bir gerçektir. Hal böyle olduğu içindir ki İstanbul Üniversitesi Su ürünleri Fakültesi yönetimi bir Şark kurnazlığı ile görülmekte olan eğitime muhtemelen yapılacak birkaç ders takviyesi ile fakültenin adını Su Bilimleri Fakültesi olarak değiştirmek suretiyle üniversiteye kayıt yaptıracak aday öğrencileri bünyesine çekme eğilimindeler. Aslında bu gelişme Su Ürünleri Fakültelerinin tercih edilme açısından dibe vurduklarının tescilidir. Bir anlamda fakülte yönetimi ve öğretim üyelerinin muhtemelen azımsanmayacak bölümü oluşan bu olumsuz tablo karşısında isim değişikliğine giderek aslında kendilerini kurtarma çabasındalar.

    Evet, nur topu gibi bir çocuğumuz oldu. Uzun sözün kısası; Su Ürünleri Fakültesi makyajlanarak ülkemize Su Bilimleri Fakültesi olarak sunuldu.


    YAZINSAL KAYNAKLAR

    (1) Bilecik, N. 2016. Su Ürünleri Fakültelerinin geldiği son nokta. Vira Dergisi. Sayı 122, s. 50-55.
    (2) Büken, N, Ö. 2006. Türkiye örneğinde akademik dünya ve akademik etik. Hacettepe Tıp Dergisi. 37: 164-170.
    (3) Bingel, F. 2012. Deniz Biyolojisi ve Balıkçılık İlgi Alanındaki Bazı terimler ve Tanımlar. www.ims.metu.edu.tr/DenizSozluk/Index_tr.html
    (4) DSİ Genel Müdürlüğü. dsi.gov.tr/dsi-sozlukler. DSİ Hidroloji Sözlüğü.
    (5) http://www.cranfield.ac.uk/centres/w...nces-institute
    (6) www.unesco.org/water/ihp/partners
    Kenan KEDİKLİ

    GELBALDER

  2. #2
    Senior Member Dökülük - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17.Mayıs.2012
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    12,164
    Kenan KEDİKLİ

    GELBALDER

  3. #3
    Junior Member
    Üyelik tarihi
    15.Ekim.2017
    Nereden
    Samsun'da yaşıyor
    Mesajlar
    4
    Tenkitte bence de çok haklısınız. Buna benzer bir olay da geçmiş yıllarda yaşandı. Şöyle ki Su Ürünleri Genel Müdürlüğü Su Ürünleri Dairesi Başkanlığı olunca su ürünleri fakültelerinden şöyle bir istek geldi. Su Ürünleri Bakanlığı istiyoruz dediler. Halbuki hep birlikte tek ses olarak Su Ürünleri Genel Müdürlüğünü geri istiyoruz deselerdi belki başarılı olacaklardı. Sanki olmasın der gibi büyük istekte bulundular. Nedenini tahmin edersiniz. Japonyada yıllık istihsalin 10 milyon ton civarında olduğu yıllarda Bakanlığın adı yanlış hatırlamıyorsam Tarım Orman ve Balıkçılık Bakanlığı idi.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •