rokettube porno türk porno

       

Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Like Tree2Likes
  • 2 Post By Dökülük

Konu: Balikçi barinaklarindan lütfen elinizi çeker misiniz?



  1. #1
    Senior Member Dökülük - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17.Mayıs.2012
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    12,167

    Balikçi barinaklarindan lütfen elinizi çeker misiniz?




    Dilimizde barınılacak yer anlamında kullanılan tanımlama barınaktır. Barınılan yer doğada her türlü canlının kendini güvende hissettiği alandır. Özellikle gelişmiş organizasyon yapısına sahip canlılarda güven unsuru, barındıkları yerde tekil veya çoğul olarak bulunmalarının da nedenini oluşturur. İnsan evinde, ayı ininde, yılan yuvasında, kuş dalında yani barındıkları yerde kendilerini güvende hissederler.

    İnsanoğlu düşünce ve uygulama şekliyle ilginç bir yaratıktır. Denizlerde çok yönlü amaçlar açısından balıklara güven veren ve onların bir arada toplanmalarına olanak yaratan balık barınakları uygulamasını dünyanın tüm denizlerinde gerçekleştirmektedir. Başlangıçta olta balıkçılığı için öngörülen bu uygulama modeli, dalış turizminin de olumlu etkisiyle günümüzde artık balıkların özgürce avlanılmadan kendilerini güvende olacağı ortama dönüştürülüyor.

    Geleneksel balıkçıların konumu

    Resmi kuruluşlar, balıkçılıktan sorumlu merkezi yönetim, yerel yönetimler ve turizm sektörü olarak denizlerde balıklar için gösterilen bu duyarlılığı acaba geleneksel balıkçılarımız için gösteriyor muyuz? Sanmıyorum. Balıkçılık zor bir meslektir. Balıkçılığı meslek olarak seçenlerin ve eskilerde babadan oğula geçen bu mesleğin ne gündüzü vardır ne de gecesi. Ayrıca doğru dürüst sosyal güvencesi de olmayan kesimdir balıkçılık camiası. Tüm ümidi denizden sağlayacağı nafakasıdır ama az ama çok. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Deniz Türküsü şiirinde belirttiği gibi “Deniz dediğin bir tarladır/Anadır, babadır, kardeştir/İnsan eline hasret/İnsan eli değer değmez ürperir/ Binbir yerinden çatlar sevincinden/ Nesi var, nesi yok çıkarır verir,/ İnsan eli değmemiş denizlere bir damla alınteri/ Bulutlar dolusu rahmetten mübarektir.”

    Hep kongrelerde, konferanslarda, panellerde, sempozyumlarda konuşmacılar denizlerimizin zenginliklerinden bahsederlerken sığındıkları rakam 8333 kilometrelik bir kıyı uzunluğuna sahip olduğumuzdur. Peki, böylesine bir ortamda yaşamını balıkçılıkla sağlayan mesleği balıkçı olan kesimin sorunlarına ülke politikası olarak yeterince eğildik mi? Buna birinci aşamada verilecek olan yanıt evettir. Özellikle balıkçılık hizmetlerinin ulusal düzeyde tek çatı altında toplanmasını sağlayan yasa 1971 yılında yürürlüğe giren 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunudur. 1975’li yıllarla beraber özellikle başta Karadeniz olmak üzere denizlerimiz sahillerinde balıkçı barınakları meselesi ciddi bir şekilde ele alınmıştı. Balıkçı barınağını oluşturmak ve onu yatırım programlarına dâhil edebilmek ciddi bir gelişmedir. Balıkçı barınaklarını yapılabilmesine olanak sağlayabilecek tüm sosyal ve coğrafik konumu önem taşır.

    Balıkçı barınağı

    Balıkçı teknelerine hizmet vermek amacıyla dalgakıranla korunmuş, yöre balıkçılarının gereksinimini sağlayacak şekilde havuz ve geri sahaya sahip, bağlama rıhtımı olan, suyu, elektriği, ağ kurutma alanı, çekek yeri, avlanan ürünlerin depolama ve satış üniteleri bulunan, her türlü balıkçılık gemilerine hizmet vermek amacıyla mendireklerle korunmuş, barınacak gemilerin manevra yapabilecekleri derinlik ve su alanına sahip, idare binası, çekek yerleri bulunan, deniz kıyısındaki alanlardır. Bu alanlar sahip oldukları olanaklara göre balıkçı limanı veya balıkçı barınağı adıyla tanımlanan kıyı yapılarıdır.

    Balıkçı barınaklarının amacı balıkçılık sektörünü fark gözetmeksizin tüm temsilcilerine ve av filosuna diğer ifade ile trolcü, gırgırcı ve kıyı balıkçısı farkı gözetilmeksizin hizmet vermektir. Balıkçı barınaklarının varlığı özellikle balıkçının ve teknesinin can ve mal güvenliğini sağlayan bir alt yapıdır. Balıkçılığın sağlıklı ve verimli kalkınmasında balıkçı barınaklarının önemi hiçbir şekilde göz ardı edilemez.

    Mesleki yaşantımın ilgi alanına giren en önemli konularından biri de balıkçı barınakları idi. Bu konuda değerli meslektaşım Ömer Faruk Kara ile özellikle 1976-1980’li yılları kapsayan süreç içerisinde balıkçı barınaklarının kurulması ve yatırım programlarına alınması üzerinde çok sayıda rapor yazmıştık. Denizlerimizde bir fırtına koptuğunda balıkçı barınaklarının olmadığı veya sayıca sınırlı olduğu zaman diliminde verilen bu raporların önemi günümüz kuşağınca yeteri kadar anlaşılmayabilir. Çünkü günümüzde balıkçı barınakları sayısal açıdan ciddi bir rakama eriştiği için doğal olarak bu husus gözlerden kaçacaktır.

    Bir yere balıkçı barınağının kurulup kurulmamasında şu ölçütleri dikkate alırdık. Bunlar genel şekliyle yörenin coğrafik konumu, bu konumdaki yerde doğal kıyısal korunaklı alanların varlığı veya yokluğu, balıkçı köyündeki balıkçı sayısı, özelliğine göre mevcut tekne sayısı, yıl içerisinde avlanan türler ve miktarları, balıkçılığın yöreye ve ulusal ekonomiye olan olası katkı payı, bölgenin tüm avcılık yöntemleri itibariyle sahip olduğu biyolojik zenginlikler, balıkçı köyünün merkezi yerlerle olan ulaşım, olanağı, balıkçı barınağının yapılması halinde yöreye yansıyabilecek yatırım gücü, insan gücü yansımaları ve olası mali kazanımlar bütünselliğinin dikkate alınması idi. Sonuçları da olumlu veya olumsuz olarak Bölge Müdürlüğümüzce Su Ürünleri Genel Müdürlüğüne gönderilirdi.

    Günümüzde Türkiye’de mevcut balıkçı barınaklarının yeterli sayıda olmalarına karşın büyük çoğunluğu bir balıkçı barınağında olması gereken tüm unsurları karşılayacak donanımda olmadıklarıdır.

    Barınakların yakın çevresindeki balıkçılık kooperatifine yasal uygulamalar çerçevesinde barınaklar kiralanarak işletme hakkı verilmektedir. Barınakların inşası Bayındırlık Bakanlığı tarafından yaptırılır, balık barınaklarının kullanım hakkı ise Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yükümlülüğündedir. Bakanlık da bunu Balıkçı Barınağı Yönetmeliğine göre kiralama işlemine yön verir. Barınakların kiralanması da usulüne uygun şekilde Maliye Bakanlığı tarafından gerçekleştirilir.

    Barınakları her ne kadar Bayındırlık Bakanlığı yapıyor, kullanım hakkı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında dolaylı olarak balıkçı kooperatiflerinde bulunuyor ise de bunların mülkiyeti tamamen Maliye Hazinesine, yani devlet adına sahibi Maliye Bakanlığıdır. Ülkemiz denizleri ve iç sularındaki balıkçı barınaklarının sayısı 350’nin üzerindedir. Bu da balıkçı barınakları açısından ülkemizdeki gelişmelerin olumlu yönde geliştiğinin göstergesidir.

    Günümüzde sergilenen olumsuz gelişmeler

    Ne var ki, zaman içerisinde gelişen teknoloji, artan nüfus, denizel ve buna bağlı olarak kıyısal alanı kullanan sektörler ile çarpık kentleşmelerin neden olduğu gelişmelerin bütünselliği içerisinde 2000’li yıllardan sonra balıkçı barınakları için dolaylı olarak tehlike çanları da çalmaya başlamıştır.

    Dünyanın gelişmiş ülkelerinde ve özellikle AB ülkelerinde geleneksel balıkçıların konumuna ciddi ölçüde destek yağarken, endüstriyel balıkçı filolarının tazminat verilerek avcılıktan çekilmeleri sağlanırken, ülkemizde bunun tam tersi balıkçı barınakları üzerinde kirli ve olumsuz senaryolar oynanmaktadır. Son aylardaki gelişmelerin özünü şu şekilde toparlamak olasıdır. Geleneksel balıkçıların uykusunu kaçıracak ve onların güven unsuru olan balıkçı barınaklarını ellerinden alma çabalarının ayak seslerinin yoğun bir şekilde duyulmaya başlanmış bulunmaktadır. Üstelik bu ayak seslerinin çok sesli koro halinde dillendirilmesidir. Aktörleri ise yerel turizm firmaları, ticaret odaları, yerel yönetimler en ilginci ise endüstriyel balıkçı lobisi olmasıdır.

    Denizde şaşmayan bir düzen vardır. O da büyük balığın küçük balığı yemesidir. Benzer senaryo ise bu kez gariban kıyı balıkçısının her şeyi olan balıkçı barınağı konusunda, kurulu düzenine gölge düşürmek istemeyen endüstriyel balıkçı lobisi tarafından barınakların kooperatiflerin elinden gasp ederek adeta onların idam fermanını hayata geçirmek istedikleri izleniminin bulunduğudur. Bunun bir kuruntu olması temenni edilir. Ama ülkemizdeki gelişmeler yukarıda da değinildiği gibi AB ülkelerindeki uygulamalarla taban tabana zıtlık göstermektedir.

    Geleneksel balıkçılar dünyamızın diğer ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de sayıca balıkçılık sektörünün asli istihdam alanını oluşturur. Endüstriyel balıkçı ile geleneksel balıkçı arasındaki en önemli fark endüstriyel balıkçı kesiminde insan kaynaklarının az olmasına karşın av filosunun yüksek kapasitesi nedeniyle kaynakların yaklaşık %80 dolayındaki avcılığı, bunu yaparken de balık stoklarını çökerten bir donanımı vardır. Bu yüzden son dönemlerde üzerinde yoğun önlemler üretilen kesim olmuştur. Buna karşın kıyıya yakın ortamda sayıca fazla fakat küçük boyutlu av gücüyle faaliyetini sürdüren geleneksel balıkçılar ise desteklenen kesimi oluşturmuştur. Bu uygulama gittikçe de yoğunlaştırılmaktadır.

    Balıkçı barınakları konusuna açıklık getiren bir yazı www.gelbalder.org.tr de 06.03.2017 tarihinde Geleneksel Balıkçılığı Yaşatma Derneği Yönetim Kurulu üyesi Kenan Gedikli’nin “Nedir bu balıkçı barınakları meselesi” başlıklı yazısı yayınlandı. Bu yazıdan etkilenmemek ne mümkün. Metinde yer alan bazı bilgilendirmeler ise şu şekilde.

    “Küçük balıkçılık söz konusu olduğunda bir başka önemli husus ise bu geleneksel ekonominin kültürel yanıdır. Geleneksel balıkçılık bir kültür hazinesidir ve aynı zamanda kenti/kıyı topluluklarını denize bağlayan en kıymetli köprüdür. Bu bağlamda balıkçı barınakları diplomasız okullar ve kültür yapılarıdır. Sadece ekonomik değerleri nedeni ile değil kültürel açıdan da korunmaları gerekir.



    Bizimde ülke olarak bir parçası olduğumuz FAO ve aynı zamanda GFCM bu konuda ısrarlı ve sürekli dikkat çekmeye çalışırken ülkemizde olanları anlamak ve anlatmak mümkün değildir.”

    “İnterneti şöyle bir tarasanız karşınıza iki sonuç ve iki büyük görüş çıkar. Yarısı barınakları yat limanı olarak suçlar ve kooperatiflerin elinden alınması gerektiğini söylerken diğer yarısı buraların balıkçıların elinde atıl olarak kalmış yapılar olduğunu iddia eder ve balıkçıların elinden alınarak yat limanına dönüşmesini savunur. Gerçekte bunların hangisi haklıdır. Ben söyleyeyim iki görüşte haksız ve dahası art niyetlidir. Mesele balıkçı barınaklarının içinde bulunduğu durum değildir mesele barınakları balıkçıdan almak için argüman üretme meselesidir.

    Balıkçı barınaklarındaki özel tekne sayısının balıkçı teknesinden fazla olmasına gelince; bu durumun sorumlusu değil mağdurudur balıkçı. Genellikle yasa ve yönetmelik bilmeden konuşuyor insanlar. Özel tekneleri barınaklara bağlamaya işletmeci kooperatifler aracılığı ile mevzuat zorluyor. Bağlama ücretlerini belirleyen ise yine balıkçı barınaklarından sorumlu olan Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün İl ve taşra teşkilatlarıdır. Hangi boy teknenin kaça bağlanacağını kooperatif değil devletin kurumu belirlemektedir.”

    “Balıkçılık yönetimi günümüzde ve aynı zamanda tüm dünyada çok paydaşlı yönetim esasına dayalı bir sistemdir. Balıkçılık alanında belirlenecek politikaların ve alınacak kararların hayata geçmesi ancak karar süreçlerine ilgili paydaşları katarak mümkün olabilir. Kapalı kapılar ardında hiç kimsenin bilmediği ve tartışmadığı kararlar almakla balıkçılık yönetilemez.

    Bakanlık bu kararını ertelemek ve ilgili tüm paydaşlarla yapacağı bir ortak akıl toplantısı sonucunda bir karara varmak zorundadır.

    Yıktığın bir sistemin yerine bir sistem inşa etmeden var olanı yıkmak kaostan başka bir şey getirmeyecektir. İhtiyacımız olan kaos değil sürdürülebilir balıkçılık için sağlam temeller üzerine oturmuş çok paydaşlı bir balıkçılık yönetimidir.”

    Yapılan bu bilgilendirme balıkçı barınakları üzerinde oynanan kirli oyunu gözler önüne sermektedir.

    Son söz

    Ülkemizdeki balıkçı barınakları salt balıkçıya hizmet vermek için oluşturulan kıyısal yapılardır. Balıkçı barınağı konusunda esas obje balıkçının kendisidir. Onun kullanımındaki barınakları daha verimli hale getirmek için olanakların genişletmek yerine, onu elinden almaya çalışmak ve ilgisiz/ikincil sektörlere peşkeş çekilmesi akıllara ziyandır. Çünkü adı üzerinde balıkçı barınakları konusunda yapılmak istenen küçük-kıyı-balıkçılığını hançerlemekten başka bir şey değildir. Balıkçı barınağı özellikle geleneksel balıkçının elidir, ayağıdır, yuvasıdır velhasıl her şeyidir. Balıkçı barınağı onun denize açıldığı, sonrasında da döndüğü yerdir. Denizde lodosta, karayelde kıyametler koparken bir sevgiliye kavuşulur gibi kapağını attığı yerdir orası. Balıkçı orada sohbetini yapar, orada meslektaşlarıyla sektörel gücünü pekiştirir. Orası onun sosyal dünyasıdır. Orası onun bakım evidir, onarım yeridir. Orada muhabbetini yapar, orada çayını kahvesini içer, tavlasını, konkenini oynar. Mangalda kül bırakmayan anılarını orada dillendirir. Orada meslektaşlarıyla kapışır, orada kucaklaşır, ekmek parasının güvencesi burada anlamını bulur.

    Şimdi onun üzerinde oyunlar oynanmak isteniyor. Oyunu oynamak isteyenler her zaman yaptıkları gibi siyasi otorite temsilcilerinin konumlarını suiistimal ederek bu zemini oluşturma arayışındalar. Bunda da böyle davranacakları kuşkusuzdur. Devlet kuruluşlarının tümü mantıktan ve etikten yoksun tasarımların yaşam bulduğu yerler değildir. Yönetim etiği kavramı hiçbir zaman yerlerde süründürülmemelidir. Balıkçı barınaklarından lütfen elinizi çeker misiniz? Bu çirkin tezgâhın bozulması da ancak siyasi irade sahiplerinin etik açıdan sağduyulu karar alması ve bununla ilgili önlem üretmesi ile olasıdır.
    bayraktar and alikuşçu like this.
    Kenan KEDİKLİ

    GELBALDER

  2. #2
    Senior Member Dökülük - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17.Mayıs.2012
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    12,167
    Hocamız tarafından yazılan makale redakte edilerek tekrar yayınlanmak üzere gönderilmiştir.
    Konunun güncelliği ve redakte edilmiş hali ile tekrar okumasında fayda olduğunu düşünüyorum.
    Kenan KEDİKLİ

    GELBALDER

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •