rokettube porno türk porno

       

Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Like Tree4Likes
  • 2 Post By Dökülük
  • 2 Post By numan61

Konu: Yine mi gol değil hakim bey …



  1. #1
    Senior Member Dökülük - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17.Mayıs.2012
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    12,153

    Yine mi gol değil hakim bey …



    Siz de izler misiniz bilmiyorum. Ben pek bir severim eski Türk sinemasını. Bazen en sıradan içi en boş filmleri bile sıkılmadan izleyebilirim. Konu ilgimi çekmese de hikâyesi çok boş ve ya sıradan olsa da hepsinin ortak bir özelliği vardır. Ülkemizin, coğrafyasının ve sosyal hayatının görsel arşivleridirler. Öyküler ve oyuncuların değiştiği gibi şehirlerimizin coğrafyalarının, doğasının ve mekânlarının değişimini en net bu filmlerde görürüz.

    Değişmeyen bazı şeyler de var elbet. Ben bunlardan birisine dokunmak sinemamızın tarihinden günümüze taşımak ve yaklaşmakta olan büyük bir yönetsel hatayı vicdanınızın ve duygularınızın terazisinde tartmayı amaçlıyorum. Türk sinemasının tanıklığını günümün gerçekliğine bağlamak balıkçı barını hedef almış çok merkezli saldırıya karşı rasyonel aklı harekete geçirmek zaman zaman ortalıkta görünmese de asla yok olmayacak olan vicdanlarınıza balıkçıyı hatırlatmak istiyorum.
    Eski Türk sinemasında balıkçı dediğimizde aklımıza en çok gelen rahmetli Sadri Alışık’tır. Tabiki Kadir Savun, Kadir İnanır, Tarık Akan, Yılmaz Güney ve birçok değerli sanatçımız hikâyeler de balıkçı karakteri ile yer bulmuş unutulmaz öykülere imza atmışlardır.
    Hikâyeler ve oyuncular değişse de değişmeyen tek bir şey vardır balıkçının sosyal profili. Eski filmler de balıkçı hep kaybedendir güncel söylemle “loser”dır. Balıkçının öyküsü bir tutunamayan öyküsüdür. Sadri babanın da dediği gibi aslında hep gol atan ama attığı gol sayılmayanların öyküsüdür.
    Son 10 yılın sinemasın da ise balıkçı profili değişmiş olarak çıkar karşımıza. Balıkçı yine denizin kenarında yaşayan şehrin konfor ve nimetlerinden uzak bir yaşam süren kanaatkâr bir doğa adamıdır. Yine de onu hikâye ye eklemleyen kanaatkârlığı değil filozofluğudur. Ya vatanı kurtarmaya çalışan bir kahramanın filozof sohbet arkadaşıdır. Yâda bir sevdalıya öğüt veren ona kendi yaşamının deneyimlerden süzerek biriktirdiği öğütleri veren filozof bir dost.

    Hangi hikâye hangi karakter olursa olsun ya da olaylar ve aktörler ne kadar değişirse değişsin ortak bir şey vardır ve bu hiç değişmez. Balıkçı kayığı, barınağı, çekeği ve kulübesiyle vardır. İster Sadri baba olsun, ister Kadir Savun veya bir başkası olsun bu hiç değişmez.

    İşte yaşadığımız günlerde bunu değiştirmeye çalışan çeşitli çevreler çeşitli söylemlerle ısrarlı bir mücadeleye girdiler. Kimler yok ki; turizmciler, belediyeler, ulaştırma bakanlığı, bazı odalar hatta balık çiftliklilerinin bile bu kervana katıldığına dair duyumlar alıyoruz. Kisi barınak alt yapısını bir miktar değiştirerek Yat Turizminde kullanmanın, kimisi kıyı kanunu ve balıkçı barınakları yönetmeliği ile deniz kışında yeni rant alanları oluşturmanın peşinde. Bir de belediyeler var. Mesela İstanbul ve bazı Marmara belediyeleri ise kıyı kanunu aşmak için balıkçı barınağı adını muhafaza ederek ele geçirmek istiyorlar bu balıkçılık alt yapılarını. Son günler de bunlara Ulaştırma Bakanlığı da eklendi. Onlar da barınaklar üzerinde ki yönetim ve kontrolün tek elde kendi ellerinde toplanmasının derdine düşmüşler. Sebebi hikmetini yakında anlarız ama şimdilik görünen o ki Genel Müdürlüklerinin yetki ve nüfuz alanını büyütmek istiyorlar.
    Sözü fazla uzatmayalım. Ülkemizde çok geniş bir çevre balıkçı barınaklarını kooperatiflerin ellerinden almak istiyor. Türk sinemasında olduğu gibi balıkçı bu hikâyede de mazlum rolünü üstlenmiş durumda. Eğer bu konuda ki gerçekleri kamuoyuna açıklamayı başarmazsak eğer bu oyunu bozmak için sadece balıkçının birliğini değil akıllı, ahlaklı ve vicdanlı tüm insanların balıkçıyla birliğini sağlayamazsak senaryo değişmeyecek ve balıkçının attığı gol yine sayılmayacak.
    Bu nedenle en hızlı ve anlaşılır bir biçimde bu gerçekleri açıklamak sıkı sıkıya yapıştığımız hakikatin yakasını bırakmamak gerekiyor. Ve, Israrla ve sabırla bıkmadan usanmadan anlatmak.

    Nedir hakikat?


    Hakikat bu rant avcılarının en büyük engeli olan Anayasa hükümlerini Kıyı Kanunun Balıkçı Barınaklarına tanıdığı muafiyetleri kullanarak aşmaktır. Şöyle ki; Anayasaya göre kıyılar kamu malıdır ve kanunla tanımlanmış ihtiyaç duyulan yapılar dışında yapılaşma yapılamaz. Limanlar, İskeleler, Askeri alanlar, Gümrükler, Balıkçı Barınakları, Çekek Yerleri, Mendirekler ve benzeri yapılar dışında yapı inşa etmek yasaktır.
    Marina projelerini ise hayata geçirmek bürokratik ve yasal zorluklar nedeni ile hızla yapılamayacak üstelik maliyeti yüksek projelerdir. Kıyılarda (ilk 50 metrelik bant ) Gazino, restoran ve çay bahçesi ya da benzerini yapmak asla mümkün değildir. Ama balıkçı barınağı olursa ve yönetmelik gereği balıkçı kooperatifi işletici değilse o zaman bütün bunları yapmak mümkündür.
    İşte hakikat budur. Hakikat balıkçıyı, adını ve varlığını kullanarak balıkçılık kıyı tesislerini ele geçirmek için balıkçının başına örülen çoraplardır. Hakikat iftira ve karalamalarla kamuoyu yaratmak günü kurtarmak için balıkçıyı kurban etmektir. Şener Şen’in oynadığı bir filmde olduğu gibi Ege’nin turizm tesisi yapılan bir sahil kasabasındaki balıkçıyı çeşitli dalaverelerle kıyıdan kovmaya çalışmasıdır.
    Balıkçılık kıyı tesisleri olmadan balıkçılık olmaz. Balıkçılık kıyı tesisi tekneyi dalgalardan koruyacak bir mendirek ve kıyıda palamarı bağlayacak bir babadan ibaret değildir. Balıkçı barınakları balıkçılık faaliyetlerinin olmazsa olması birçok üniteden oluşan ekonomik alt yapılardır ama bir o kadar da önemli bir başka işlevleri daha vardır. Balıkçı barınakları toplumları denize ve deniz ekosistemine bağlayan koridor ülke tarihinin kültürel unsurlarıdır.
    Yarın sizler ileride de çocuklarınız sinema filmlerinde bilge balıkçı karakterler izlesin istiyorsanız balıkçıya da barınağına da dokunmayın. Yapmanız gereken barınaklara el koymak değil eksiklerini ve ihtiyaçlarını gidermek için destek olmaktır.

    Yapmanın/yapmamız gereken balıkçıyı da balıkçılığı da kıyı yapıları ile birlikte koruma altına almaktır.
    Yakup ERDEM and bayraktar like this.
    Kenan KEDİKLİ

    GELBALDER

  2. #2
    Senior Member
    Üyelik tarihi
    25.Temmuz.2012
    Mesajlar
    715
    son yıllarda barınakların en büyük düşmanı rantdır.maalesef baskı hergün artıyor.
    Yakup ERDEM and bayraktar like this.

  3. #3
    Junior Member
    Üyelik tarihi
    18.Mayıs.2017
    Mesajlar
    1
    Devlet kadrolarındaki (balıkçı barınağı ile ilgili kısım için) yöneticiler o kadar kötü bir yönetim gösterdiler ki barınakları artık mevzuata göre işletmek barınağı kullananlar gözünde bir suç teşkil etmekte. Devlet parası ile villa yap parası olana ver mantığı barınakları içinden çıkılmaz hale getirdi.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •